Reach Us +44-1477412632

Determination of the total sodium metabisulphide level of shrimps sold in Istanbul

Nuray Erkan1*, Özkan Özden1, Didem Üçok Alakavuk1, S. Yasemin Tosun1, Candan Varlik2 ve Taçnur Baygar3

1Istanbul Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Isleme Teknolojisi Ana Bilim Dali

2AKEV, Anadolu Bil Meslek Yüksekokulu, Gida Programi

3Mugla Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Isleme Teknolojisi Ana Bilim Dali

Corresponding Author:
Doç. Dr. Nuray ERKAN
Istanbul Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi
Isleme Teknolojisi Ana Bilim Dali
Ordu Caddesi No:200 Laleli 34470 Istanbul/Türkiye
Tel. (+90 212) 455 57 00/16415
Fax. (+90 212) 455 58 61
E-Mail: [email protected]
 
Visit for more related articles at Journal of FisheriesSciences.com

Abstract

In this study; total sulphite resude amounts of shrimps sold at the local markets were analyzed to compare with the tolerable daily intake amounts published by FAO/WHO and also the study aimed to determine how public health got affected by the amounts of chemicals used by retailers. Throughout the study sodium metabisulphide resude analysis of the shrimps sold in Istanbul was determined and evaluated statistically. According to the results of this study, residues of total sulphite in shrimps were determined lower than the limit levels established by Europe Union and Turkish Nutritional Codex and Seafood Regulations. While this value was determined in raw edible material and cooked edible material as 36.00-350.00 mg/kg, 8.80-281.23 mg/kg respectively, sodium metabisulphide residue amounts were found higher than the limit values in only 2 samples of the total 36 samples. The products can be consumed safely according to the results of our study. It is vital to commence educational programs on preservative usage.

Keywords

SO2, Sodium metabisulphide, Shrimp, Melanosis, Black spot

Giriş

Karidesler, denizlerde belli bölgelerde lokalize olarak yaşamaları, diğer su ürünlerine göre daha az avlanmaları, yenilebilir kısımlarının elde edilmesinde daha fazla fire vermeleri gibi nedenlerle pahalı ve nadide su ürünleri arasında yer almaktadır. Karidesler tür olarak ülkemiz sularında oldukça geniş bir dağılıma sahip olup özellikle avlandığı yerler Marmara, Ege ve Akdeniz’ dir. Besin bileşimi olarak yağ oranı oldukça düşük olup, içerdiği esansiyel aminoasitler bakımından ise oldukça zengindir. Taze ve donmuş olarak tüketilebildikleri gibi, kurutularak, dumanlanarak ve salamura edilerek de tüketilebilmektedir.

Karides avlayan ya da işleyen kuruluşların en önemli sorunlarından biri renk değişimleridir. Taze karideslerin dondurulması ve dondurulmuş olarak depolanması bu yüzden oldukça önemlidir. Karides avlandıktan sonra kabuk segmentlerinde, özellikle baş kısmının koparıldığı yerde çevresel faktörlerin (güneş, sıcaklık, vb.) etkisi ile renk değişimi oluşmaktadır. Bu oluşumda çevresel faktörlerin yanı sıra avlanmadan sonra baş kısmının geç koparılması, avlanmış materyale hiç ya da yetersiz soğutmanın uygulanması renk değişimini hızlandırmaktadır. Bu renk değişimine “MELANOSİS”, “SİYAHLAŞMA” “KARARMA” ya da “BLACK SPOT” gibi isimler verilmektedir. Renk değişimi, enzimatik esmerleşme olup, bu olaydan baş bölgesindeki enzimler sorumludur. Karides etinin proteinlerinin dekompozisyonu sonucu tirosin ve de hidrosifenilalanin açığa çıkar. Tirozinaz enziminin etkisiyle bu aminoasitler oksitlenerek melanin pigmentlerine dönüşür. Melanin pigmentleri siyah renkli olduğu için et siyahlaşır. Siyahlaşmanın en çok görüldüğü bölge tirozinaz enziminin fazlalığından dolayı baş ve ayak çevreleridir. Renk değişimi başlangıçta sadece görünüşte iken daha sonra ette de kendini göstererek kalitenin bozulmasına ve böylece ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu aktivitenin önüne kaynatma işleminin tirozinaz enzimini parçalamasıyla geçilebilmektedir. Bundan dolayı kararma olayının buzlama ile tam önüne geçilmesi mümkün olmamaktadır. Bu proseste Polyphenaloxidaz anahtar enzimi oluşturmaktadır. Bu aktivitede bakır iyonlarına bağlıdır. Bu iyonların çıkarılması yada karmaşıklaştırılması polyphenoloxidaz aktivitesini durdurur yada azaltır (Wagner ve Finne 1986).

Bu zararın giderilmesi ve renk değişiminin önlenmesi için karidesler genelde sodyum metabisülfit çözeltisine daldırılmaktadır. Ancak bu madde karideslerdeki renk değişimini engellerken, kalıntı miktarının insan sağlığını tehdit etmeyecek düzeyde olması da gerekmektedir. Gıdalarda kullanılan sodyum metabisülfit, kimyasal formülü Na2S2O5 ve bağıl molar kütlesi 190,11 olan, kükürtdioksit kokusuna sahip, renksiz kristal veya beyaz renkte kristal görünüşlü toz halinde bir maddedir (TSE 1991).

ABD’ de (Amarika Birleşik Devletleri) FDA (Food and Drug Administration) sülfit ajanlarının güvenliğinin tekrardan değerlendirilmesi üzerine sıkı baskılar uygulamaktadır. Gelecekte sodyum metabisülfit kullanımı üzerine çıkarılacak yönetmeliklerin karides endüstrisini de etkilemesi kaçınılmaz olacağı düşünülmektedir (Wagner ve Finne 1986). Halk sağlığı yönündeki sodyum metabisülfit problemi sülfitin kullanımının çok sıkı denetlenmesine sebep olmuş, birçok ülke gıdalarda maksimum konsantrasyonu gösteren katkıların ‘positif listesi’ ne bunu da ekleyerek yayınlamışlardır. Avrupa’da değişik gıda maddelerinde ki sodyum metabisülfit kalıntı miktarı “Directive 95/2/CE” ile belirlenmiştir.

Su Ürünleri Yönetmeliğinde (Yetki kanunu: 1380, Yayımlandığı R. Gazete: 10/03/1995-22 223, Tebliğ No:2001/45) 03 Şubat 2001 tarih ve 24307 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen değişiklikte değişiklik yapan 14 Kasım 2002 tarih ve 24936 sayılı Resmi Gazete’de karideslerin ve diğer kabukluların yenilebilir kısmında kabul edilebilir max. sodyum metabisülfit (Kükürt dioksit (SO2) cinsinden) 150 mg/kg (ppm) olarak belirtilmiştir. Bu miktar ise pişirilmiş ürünlerde Türk Gıda Kodeksi Renklendiriciler ve Tadlandırıcılar Dışındaki Gıda Maddeleri Tebliğine göre 50 mg/kg olarak verilmiştir.

Sodyum metabisülfit katkı maddesi, gereği gibi kullanıldığında hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumakta olup ekonomik kayıpların önüne geçilmesinde yarar sağlamaktadır. Bilinçsiz kullanımı ise üretici yönünden tek yönlü bir yarar sağlamakta tüketicinin sağlığını tehdit etmektedir. Karides avcısı ve satıcısı bukatkı maddesini bilinçsizce kullanarak tüketici sağlığını riske sokmaktadır.

Sodyum metabisülfit yüzyıllardan beri yiyeceklerin hazırlanması ve korunmasında kullanılmaktadır. Normal kişilerde yüksek miktarlarda alınmasına rağmen aşikar bir yan etki meydana getirmediği için ABD dahil birçok ülkede kullanımı serbesttir. Sülfür dioksit veya sülfit içeren yiyecekler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:

• kurutulmuş ve paketlenmiş meyveler, meyve suları,

• bira, şarap vs gibi fermantasyon ürünü içecekler,

• turşu ve salamuralar,

• sucuk, hazır salatalar, patates cipsleri,

• karides ve diğer deniz ürünleri ve

• işlemden geçmiş hazır yiyecekler

Bira, şarap, deniz ürünleri, kızarmış hazır patates ve soslu gıdaların içine konan sodyum metabisülfit sindirim kanalına girdikten sonra kükürtdioksite dönüşmekte ve bunun solunması ile ani astım krizleri ortaya çıkmaktadır. Bu olay daha çok lokantalarda olduğu için ''lokanta astımı'' olarak bilinir. Sülfitler hassas kişilerde astıma neden olurken, normal kişilerde de ürtiker, anjionörotik ödem ve anafilaktik şok gibi reaksiyonlara neden olmaktadır (Alper, 2004).

Sülfür dioksit gazı ile sülfit iyonları hassas kişilerde hava yollarında daralmaya neden olan güçlü faktörlerdir. Sülfitler ilaç endüstrisinde de kullanılmaktadır. Daha öncede birçok kaynakta belirtildiği gibi bir takım aerosol ilaçlar ile bulantı ve kusmalarda kullanılan metoklopramid (metpamid) ampulleri bileşiminde sülfit mevcuttur. Bu ilaçlarla da nefes darlığı rapor edilmiştir. Genel olarak astımlı hastaların %5' inde astım ataklarının sülfitlerle ortaya çıktığı bildirilmektedir. Ayrıca Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara da neden olur. Tedavide metabisülfit içeren yiyeceklerden kaçınmak gerekmektedir.

Steroid’ e bağlı astımlar sülfitlerin tüketimini takiben ortaya çıkan ve büyük risk oluşturan akutlaşmış astım krizleridir. Bu da astımların %5 ila 10’ nu oluşturmaktadır. Normalde astım krizleri görülürken yanında bazı semptomlar da görülmektedir. Astım, yanın da busemptomlara rastlanmıyor ise bu astım metabisülfitten kaynaklanmaktadır (Hardisson, 2002).

Tüm bunların dışında bu madde gıdalarda thiaminin yıkımlanmasına da sebep olur (Hardisson, 2002).

Sülfit kalıntı miktarı sadece uygulamanın şartlarına bağlı olarak değişmez bununla birlikte karakteristik, elle muamele ve ürünün prosesi de etkili olmaktadır.

Ortalama olarak 65 kg ağırlığında bir insan farklı porsiyonlarda karides tükettiği zamanki sülfit alımı ve bu alımlar mukayese edilmiş ADI ve FAO/WHO tarafınca günlük alınabilecek miktar 0.7 mg/kg/gün: 45,5 mg/gün olarak belirlenmiştir (Hardisson, 2002).

Türkiye gibi geniş bir üretim ve avcılık potansiyeline sahip ülkelerde tüketim oranları da yüksek düzeylere ulaşmaktadır. Bu satış potansiyellerindeki yükseklik tüketicinin korunmasını ve üreticinin bilinçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Piyasalarda bu konuda oluşmuş olan bir bilgi ve eğitim sıkıntısı da hat safhalarda bulunmaktadır. Üretici kullandığı kimyasalın dozundan ve bırakabileceği kalıntı düzeyinden bihaber ürünün ananelerden kalma bilgilere dayalı olarak rasgele ve her ürün döneminde değişen konsantrasyonlarda uygulamaktadır. Türkiye’ nin Karides üretimi DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü) verilerine göre toplam 5279 t (Ton) dur. Bunun 16 t nu Batı Karadeniz’ den, 3571 t Marmara’ dan, 966 t Ege’ den ve 726 t Akdeniz’ den karşılanmaktadır (DİE 2004). Bunun dışında yaklaşık bu değerlerin minimum %50 kadarı da istatistik verilerine girmeden pazarlanmaktadır.

Bu çalışmamızın amacı piyasada satılan karideslerdeki kalıntı miktarını FAO/WHO’nun belirlediği günlük makul vücuda alınabilir miktarı ile karşılaştırmak ve böylece hali hazırda uygulanan konsantrasyonun halk sağlığını ne düzeyde tehdit ettiği, balıkçının gereksiz yere ne kadar kimyasal madde kullandığını ortaya koymaktır.

Materyal ve Method

Çalışmamız sırasında kullanılan karides örnekleri İstanbul Büyükşehir (Kumkapı) Balık Halinden temin edilmiş bunların çiğ ve haşlanmış sodyum metabisülfit (SO2 cinsinden) kalıntı miktarlarının tespiti amaçlanmıştır. Haşlama işlemi kaynayan su içerisinde 2 dakikalık bir bekletme süresi ile gerçekleştirilmiştir.

Çalışmamızın birinci, aşama sonuçlarına göre; piyasada satılan karideslerdeki kalıntının tüzüğe ne kadar uygun olup olmadığı tespit edilmiştir. Çalışma sırasında değişik satıcılardan ve birden fazla türde yaklaşık 35 kg rast gele örnekleme yapılmış türler dikkate alınmadan SO2 kalıntı düzeyi tespiti 3 paralelli analiz olarak gerçekleştirilmiştir.

Sodyum metabisülfitin (SO2 cinsinden) kalıntı miktarı tayininde VARLIK ve ark. (1993) tarafından verilen yöntem kullanılmıştır. Bu sistemin prensibi, kükürtdioksit’li gıda maddesinin sulandırılmış Hidroklorikasit (HCI) ile kaynatılmasıyla SO2 nin serbest hale geçirilmesine dayanmakta ve CO2‘ nin taşıyıcı özelliğinden yararlanılarak hidrojen peroksit üzerine taşınmaktadır. Elde edilen maddenin H2SO4 alkalihidroksit solüsyonu ile titre edilmesiyle sonuç hesaplanmaktadır.

İstatistitiki analizler Kruskal Wallis varyans analiz testine (Sümbüloğlu and Sümbüloğlu, 2002) göre p<0.05 için aralığında Microsoft Excel XP programıyla yapılmıştır.

Bulgular ve Tartışma

Karides örneklerimiz İstanbul Büyükşehir Balıkhanesi (Kumkapı)’ nden günün erken saatlerinde temin edilmiş özel poşetler içerinde ve kısa süre içerisinde Su Ürünleri Fakültesi, İşleme Teknolojisi laboratuarlarına ulaştırılmıştır. Örneklemeleri değişik (2-3 aylık dönem) dönemlerde yapılan çalışmanın SO2 analiz sonuçları Tablo 1. de detaylı olarak verilmiştir.

fisheriessciences-karideslerin

Tablo 1. İstanbul Büyükşehir balık halinde satılan karideslerin SO2 analiz sonuçları

Yapılan çalışma sonuçları da göstermiştir ki 2 satıcının pişirilmiş örnekleri 150 mg/kg değerinde ve üzerinde bulunmuştur. Geriye kalan 34 örnekte ise sonuçların limitlerin altında olduğu tespit edilmiştir. Bu değerler çiğ materyalin yenilebilir kısmında 36-350 mg/kg, pişmiş materyalin yenilebilir kısmında 8.8-281.23 mg/kg arasında değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir.

Çiğ karides grubu ile haşlanmış karides grubundaki sodyum metabisülfit kalıntı miktarları arasında p<0.05 aralığında önemli bir fark olduğu tespit edilmiştir. Haşlama sonrasında genel itibarla bütün örneklerdeki kalıntı düzeylerinde önemli bir düşüşün olduğu tespit edilmiş, orantısal bir düşüşün olmadığı gözlemlenmiştir (Şekil 1.).

fisheriessciences-analiz

Şekil 1. İstanbul Büyükşehir balık halinde satılan karideslerin haşlama işlemi öncesi ve sonrası analiz sonuç orantıları

Sodyum metabisülfit kalıntı sonuçlarının değişkenliği firmalar arasında uygulanan dozaj farklarını da ortaya koymaktadır. Yine aynı firmaların değişik dönemlerdeki örneklerinde oluşan analiz farkları bu firmaların sodyum metabisülfit uygulamasını belli bir kurala göre değil rastlantısal miktarlara göre yaptıklarını veya karideslerin o anki şartlarına göre yaptıkları kanaatini uyandırmaktadır.

Diğer bir ayrıntı ise firmaların sodyum metabisülfit uygulamasının satış öncesinde değişik aşamalarda da uygulandığını ve bu yüzden firmalar arasında keskin fark çizgilerinin oluşabileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtmişlerdir.

Bu bilgiler ışığında yapılan saha araştırması sırasında (İstanbul Büyükşehir Balıkhanesi) avlayan kişilerin karideslere nakli öncesinde bir miktar sodyum metabisülfit uygulaması gerçekleştirdikleri ayrıca toptan ve perakende satış aşamasında da ürünün görüntüsel durumuna göre yoğun veya az miktarlarda bu maddeyi uyguladıkları tespit edilmiştir.

Firmalar ile yapılan bire bir diyaloglarda bu uygulamanın karidesin durumuna göre az veya çok mutlaka uygulandığı, uygulama dozajları konusunda herhangi bir bilgi veremeyecekleri bunların şirket sırrı olduğu ve herhangi bir yaptırıma maruz kalmak istememelerinden kaynakladığını belirtmişlerdir. Bu ürün genel itibarla kabzımallar (balıkhanede balığı alıp satan kişi ve firmalara verilen isim) arasında “karides tozu” olarak bilinmektedir.

Kendileri ile gerçekleştirilen görüşmeler sırasında bu ürünün alıcı ve satıcısı olarak bu maddenin kullanımından haberdar oldukları ama son tüketicin bu konuda her hangi bir bilgisinin olmadığı ve kendilerinin de bu ürünün zararlı olabileceği konusunda bir bilgilerinin bulunmadığı şeklindedir. Sodyum metabisülfit satışı yapan firmaların uygulayabilecekleri dozajlar ve sınır değerler konusunda kendilerine herhangi bir bilgi vermedikleri ve ürün ile birlikte açıklayıcı yazılı bir veri ulaştırmadıkları bu konuda bilgilerin kulaktan kulağa bu kadar ürüne bu kadar veya fazlasının zararı olmaz daha iyi ürün elde ederiz şeklinde olduğunu belirtmişlerdir. Bu da bizde zaman içerisinde edinilen tecrübe ve bilgiler ile her firmanın ürün yapısına göre bir dozaj ayarlamasını gerçekleştirmiş olduğu kanaatini uyandırmıştır.

Sodyum metabisülfitli örnekler tüketici tarafından bilinmemekte ve özel günlerde gerçekleşen aşırı tüketim halk sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Yapılan bu çalışmada toplam 36 örneklemeden sadece üç firmanın (haşlama sonrası) örneklerinde yüksek miktardaki dozların bulunması tüketici açısından yaşanan tek olumlu etken olarak görülmüştür.

Yapılan çalışmanın günlük tüketim dozajları hesaplandığında ise bir öğünde (herhangi bir kutlamanın gerçekleşmediği zamanlardaki maximum tüketim) bir kişinin 200 g ürün tüketebileceği düşünüldüğü zaman günlük alına bilecek maksimum dozun (haşlama sonrası rastlanan en yüksek sodyum metabisüfit kalıntısı içeren örneklerde) 56.25 mg, eğer bu ürünün tavada yağsız kızartılarak servis yapılacağı düşünülürse bu değerin 70 mg çıkacağı tespit edilmiştir. Kalıntı miktarı düzeyinde ikinci en yüksek sırada bulunan örneklemede ise 30.1 mg ve 46.26 mg olarak tespit edilmiştir.

Bu değerler ADI ve FAO/WHO tarafından ortaya konmuş olan tolere edilebilir değer olan 45.5 mg/gün’ nün üzerinde ve sınırında bulunmaktadır.

Balıkçılarımızın konu hakkında bilgilerinin olmamasına rağmen genelde tolere edilebilir ve sınır değerlerin altında sodyum metabisüfit uygulaması yaptığı tespit edilmiştir.

Hardisson ve ark., 2002 yılında yayınlamış oldukları bir araştırmada Dondurulmuş Jumbo karideslerde sodyum metabisülfit kalıntısı konsantrasyonlarını 12.8 – 546.0 mg/kg arasında bulmuşlardır. Örneklerin 15’ inde sülfit konsantrasyonu 300 mg/kg’ ın üstünde, birinde ise 546.0 olarak tespit etmişlerdir. Dondurulmuş karideslerin yenilebilir kısmındaki sülfit miktarı ise 10.7- 380.7 mg/kg olarak bulunmuştur. Örneklerin 10’unda sülfit konsantrasyonu 150 mg/kg’ ın üstünde ikisinde ise 300 mg/kg’ ın üstünde tespit edilmiştir. Benzer bir çalışmada Armentia-Alvarez ve ark. (1994) bu değerleri 971-2399.0 mg/kg arasında bulmuşlardır.

Yine Hardisson ve ark. (2002)’ nin bulgularına göre 400 gr lık bir Jumbo karides tüketimi ile alınabilecek sodyum metabisülfit kalıntı miktarı da 46.32 mg olacaktır. Bu miktarda ADI tarafından belirlenen (45.50 mg/gün) değerin biraz üzerinde olacaktır. Aynı değer ise karideslerde ise 42.12 mg da kalmakta buda ADI değerine çok yakın bulunmaktadır.

Yapılan diğer bir çalışmada sodyum metabisülfit % 0.50 uygulaması sonrasında ki 12 günlük depolama sonucunda 10 karidesten 3 ünde kararma gerçekleşmiş olduğu konsantrasyon %1.25’ e çıkarıldığında örneklerin 2 sinde, % 2.50 ye çıkarıldığında ise hiç birinde kararma gerçekleşmediği tespit edilmiştir (Otwell ve Marshall, 1986).

Weingartner ve ark., 1977 yılında karideslerin 2°C de depolanması ve bu sırada sodyum metabisülfit kalıntı miktarındaki değişimlerini araştırmış, % 1.25 lik bir solüsyona beş dakika daldırmanın ette 25 mg/kg bisülfit kalıntısına sebep olduğu bununda 15 günlük depolama sonunda 0 mg/kg a indiğini tespit etmişlerdir. Sodyum metabisülfitin % 5 lik solusyon uygulamasında ise aynı süredeki daldırma işleminde ette geçişin 110 mg/kg olduğu bu değerin 15 günlük depolama sonunda 45 mg/kg indiği bulunmuştur.

Kızartma işlemi yapılan karideslerin SO2 kalıntı düzeyleri üzerine yapılan bir çalışmada ise kaplama işlemi uygulanmamış çiğ materyalde 38 mg/kg bulunurken kızartılmış örneklerde 43 mg/kg tespit edilmiştir. Kaplama işlemi yapılmış çiğ materyalde ise 64 mg/kg SO2 kalıtısı bulunurken kızartma sonrası miktar değişmeyerek aynı düzeyde kalmıştır (Marschall ve Otwell, 1986).

Kararmanın önlenmesine yönelik değişik asit solusyonlarının da denendiği Wagner ve Finne (1986)’ nin karideslerle yaptığı çalışmada depolama boyunca önleyicilik faktörü bakımından en iyi etkinin sodyum metabisülfit tarafından sağlandığını tespit etmişlerdir.

Hudak-Roos ve ark. (1986) güvertede uygulanabilecek ideal sodyum metabisülfit oranın %1.25 lik solüsyona bir dakika daldırmayla gerçekleştirilebileceğini belirtmişlerdir.

Sonuç

Çalışma sonuçlarımız genel itibar ile literatür verileriyle uyumluluk sağlamakta olup balıkçılarımızın kullanmış olduğu miktarların Avrupa Birliğinin ve son çıkan Türk Gıda Kodeksi, Su Ürünleri Yönetmeliği hükümlerine göre sınır değerleri aşmadığı tespit edilmiştir. Ancak eğitilmemiş balıkçı ve satıcıların ürünün el değiştirme noktalarında birden fazla sülfitleme işlemi yapma eğiliminde olduğu gözlemlenmiştir. Bu sebeple alternatif literatürlerin belirttiği ve uygunluğu kabul edilmiş olan konsantrasyon uygulamalarının balıkçılara ve satıcılara detaylı bir şekilde anlatılması yönünde bir çalışma uygulanması gerekli olduğuna karar verilmiştir.

References

Alper, Z. (2004): AstimBronsiyale, http://ailehekimligi. uludag.edu.tr/sem11.html

Armentia-Alvarez, A., Garcia Moreno, C., Pena- Egido, M. J. (1994). Residual levels of sulphitein raw and boiled frozen shrimp: Variability, distribution and losses, Journal of Food Protection, 57 (1): 66-69.

DIE (2006): Su ÜrünleriIstatistikleri 2004 Fisheries Statistics, T.C. BasbakanlikDevletIstatistikEnstitüsü, http://www.tuik.gov.tr

Hardisson, A., Rubio, C., Frias, I., Rodriguez, I. veReguera, I. J. (2002). Content of sulphitein frozen prawns and schrimps, Food Control, 13 (4-5): 275-279.

Marschall, M. veOtwell, S. W. (1986). Influence of Washing and Cooking on Sulfite Residuals on Treated Shrimp, Proceedings of the 11thAnnual Tropical and Subtropical Fisheries Technological Conference of the AmericasJanuary 13-16, 1986 Tampa, Florida, http://sst.ifas.ufl.edu/11tham.html

Otwell, W. S. ve Marshall, M. (1986). ScreeningAlternatives to sulfiting agents to controlshrimpmelonosis. Evaluation of alternatives to sulfiting agents as Melanosis inhibitors in raw shrimp, Procedings of the 11th Annual Tropical and Subtropical Fisheries Technological Conference of the Americas January 13-16, 1986 Tampa, Florida, http://sst.ifas.ufl.edu/11tham.html

Türk Gida Kodeksi (2003). Su ÜrünleriYönetmeligi, ResmiGazeteTarihiSayisiDegisiklikAçiklamasi, Ilk Yayin 10.03.1995 22223, Degisiklik14.11.2002 24936 Ek 7, Ek 8, Ek9.

TSE (1991). SodyumMetabisülfit- GidalardaKullanilan. TürkStandartlari TS 9558/Kasim1991, UDK 664.099.4:546.332.24, BrinciBaski G.T.I.P. 2832.10, TürkStandartlariEnstitüsü, NecatibeyCaddesi 112 Bakanliklar- Ankara.

Roos-Hudak, M., Wood, J., B. ve Carey, J. (1986). Screning of Sodium Bisulfite on Shrimp: A Modified Monier-Williams Approach, Proceedings of the 11th Annual Tropical and Subtropical Fisheries Technological Conference of the Americas January 13-16, 1986 Tampa, Florida, http://sst.ifas.ufl.edu/11tham.html

Sümbüloglu K. veSümbüloglu V. (2002), Biyoistatistik, HatipogluBasimveYayim San. Tic. Ltd. Sti. ISBN: 975-7527-12-2. 10. Baski, Ankara.

Varlik, C., Ugur, M., Gökoglu, N. veGün, H. (1993). Su ÜrünlerindeKaliteKontrolIlkeveYöntemleri, Gida TeknolojisiDernegiYayin No:17. Istanbul.

Wegner, T. veFinne, G. (1986). Evaluation of alternatives to sulfiting agents as Melanosisinhibitors in raw shrimp, Procedings of the11th Annual Tropical and Subtropical Fisheries Technological Conference of the Americas January 13-16, 1986 Tampa, Florida, http://sst.ifas.ufl.edu/11tham.html

Weingartner, E., K.; Koburger, J. veOblinger, L. ve Knapp, W., F. (1977). Residual Bisulfite in Iced PaneusShrimp, Journal of Food Protection, 40 (4): 234-235.
Select your language of interest to view the total content in your interested language

Viewing options

Post your comment

Share This Article

Flyer image
journal indexing image
 

Post your comment

captcha   Reload  Can't read the image? click here to refresh