The effect on aquatic ecosystems of river type hydroelectric power plants: the case of Trabzon-Turkey

Muharrem Aksungur, Orhan Ak* and Atilla Özdemir
Su Ürünleri Merkez Ara?t?rma Enstitüsü Müdürlü?ü-Trabzon
Corresponding Author: Orhan AK, Su Ürünleri Merkez Ara?t?rma Enstitüsü Müdürlü?ü, 61250, Ka?üstü, Yomra, Trabzon-TÜRK?YE Tel: (+90 462) 341 10 53/207 Fax: (+90 462) 341 10 56 E-mail: [email protected]
Related article at Pubmed, Scholar Google
 
Visit for more related articles at Journal of FisheriesSciences.com

Abstract

It is known that the river type hydroelectric power plants (HPP) are clean and renewable, low operating and maintenance expenses, due to the physical life of being a long coal, natural gas and petroleum as the energy produced by fossil fuels is less environmental impact. In addition, during the construction and operations, it can not be ignored effects on the aquatic ecosystem. In the Eastern Black Sea region, over 430 river-type HPP project is planned. In this study, 19 HPP project in Trabzon, according to environmental impact assessment (EIA) reports and construction and operation phases by examining the visual dimension it were examined and photographed. In the EIA reports, aquatic organisms and aquatic ecosystem impacts might given only in literatüre. Two project was conducted in field study. The construction stage; it is the biggest hazards excavations at random leaving stream beds, occupation of the river bed and river bed. During the working, a sufficient amount of life left in the amount of water and fish passages at random by building a sustainable aquatic ecosystem functions to fulfill the exact terms of a significant threat.

 

Keywords

River type hydroelectric power plants (HPP), Aquatic ecosystem, Environmental impact assessment (EIA), Fish passage

Özet

Nehir tipi hidroelektrik santralleri (HES); temiz ve yenilenebilir olmalar?, i?letme ve bak?m giderlerinin dü?ük olmalar?, fiziki ömürlerinin uzun olu?u gibi nedenlerle kömür, do?al gaz ve petrol gibi fosil yak?tlardan üretilen enerjiye göre çevresel etkilerinin daha az oldu?u bilin-mektedir. Bununla birlikte in?aat ve i?letme a?amalar?nda özellikle sucul ekosistem üzerine göz ard? edilemeyecek etkileri mevcuttur. Do?u Karadeniz bölgesi için 430’un üzerinde nehir tipi HES projesinin yap?m? planlanmaktad?r. Bu çal??mada, bölgesi Trabzon ili s?n?rlar? içerisinde bulunan 19 HES projesinin çevresel etki de?erlendirme (ÇED) raporlar?n?n uygulamadaki ek-siklikleri in?aat ve i?letme a?amalar?nda yerinde inceleme yap?larak de?erlendirilmi? ve görü-len aksakl?klar foto?raflanm??t?r. ÇED raporlar?nda sucul canl?lar ve sucul ekosisteme etkiler literatür üzerinden verilirken sadece iki projede bölgesel saha çal??mas? yap?lm??t?r. ?n?aat a?amas?nda; özellikle hafriyatlar?n geli?igüzel dere yataklar?na b?rak?lmas?, su kotu alt?ndaki çal??malar?n uzun süreli bulan?kl?k yaratmas? ve at?k sular?n dinlendirilmeden dere yata??na ve-rilmesi in?aat a?amas?ndaki en büyük tehlikelerdir. ??letme a?amas?nda ise dere yata??na b?ra-k?lmas? gereken can suyu miktar?n?n yeterli miktarda b?rak?lmamas? ve bal?k geçitlerinin geli-?igüzel in?a edilerek i?levlerini tam olarak yerine getirememesi sürdürülebilir bir sucul ekosis-tem aç?s?ndan önemli bir tehdittir.

Anahtar Kelimeler

Nehir tipi hidroelektrik santrali (HES), Sucul ekosistem, Çevresel etki de?erlendirme (ÇED), Can suyu, Bal?k geçidi

Giri?

Türkiye’deki 26 ana su toplama havzas?ndan bir tanesi de Do?u Karadeniz Havzas?d?r. Havza da birbirine paralel irili-ufakl? çok say?da akarsu ve küçük buzul gölleri bulunmaktad?r. Havzan?n önemli akarsular?n? Melet Çay?, Har?it Çay?, Folderesi, De?irmendere, Karadere, Solakl? De-resi, Baltac? Deresi, ?yidere, Pazar Çay?, F?rt?na Deresi, Ça?layan Deresi ve Kapistre Deresi gibi birbirine paralel olarak uzanan akarsular ve bun-lar?n alt havzalar? olu?turmaktad?r. (Ak vd., 2008a, 2008b). Sahip oldu?u ulusal ve uluslara-ras? düzeyde önemli do?al alanlara ve zengin biyoçesitlilik de?erlerine ra?men, Türkiye’deki di?er havzalarda oldu?u gibi Do?u Karadeniz Havzas?’nda da önemli sorunlar ve tehditler mev-cuttur. Özellikle, yanl?? arazi kullan?m? ve sürdü-rülebilir olmayan uygulamalar sonucunda, bölge-deki do?al alanlar zarar görmekte ve do?al kay-naklar plans?zca kullan?larak tüketilmektedir. Do?u Karadeniz Havzas?’ndaki basl?ca sorunlar; plans?z i?letilen ta? ocaklar?, evsel ve k?smen ta-r?msal ve endüstriyel kirlilik, hidroelektrik sant-raller, plans?z altyap? (yollar ve yap?la?ma), kont-rolsüz turizm, yasad??? avlanma ve toprak kay-malar?d?r (DOKAP, 2001).
Ortalama y?ll?k ya????n 652,5 mm oldu?u Türkiye'de bu ya????n büyük ço?unlu?u yüzey ak???na geçmekte oldu?u için hidroelektrik enerji üretim potansiyeli yüksektir (Erke, 1985). Topografik olarak da?lar?n denize paralel uzan-d??? ve y?ll?k ortalama ya????n 1291 mm oldu?u Do?u Karadeniz bölgesi di?er bölgelere oranla daha düzenli ak?m gerçekle?mekte ve co?rafik özellikleri nedeniyle küçük HES'lere oldukça uygun görülmektedir. Bu bölgede genelde ho-mojen bir da??l?m gösteren ak?m miktarlar?nda, karlar?n erimeye ba?lad??? ilkbahar mevsiminde art??lar görülmektedir (Gürer, 1979).
Yenilenebilir elektrik enerjisi üretimi için su-yun kullan?m?n?n birçok yararlar?n?n olmas?yla birlikte çevreyle de bir tak?m etkile?imleri ol-maktad?r. Bu etkile?imler genellikle hidroelektrik santrallerinin nehir ekosistem ve habitat?na olan etkilerini kapsamaktad?r. Makalede, nehir tipi hidroelektrik santrallerinin kurulmu? oldu?u hav-zada sürdürülebilir bir sucul ekosistemin sa?la-nabilmesi için; çevresel etki de?erlendirme ra-porlar?nda vaat edilen ba?l?klar?n yerine getiril-mesi ile birlikte su kalitesindeki de?i?imler, can (telafi) suyu miktar?, bal?k merdivenleri in?as? ve görevleri, dere yata??nda yap?lan tahribatlara ka-dar çevresel etkinin azalt?lmas?nda öngörülen ve ülkemizde halihaz?rda uygulanmayan belli ba?l? konu ba?l?klar? rapor ve görsel boyutta yerinde incelenmi? ve de?erlendirilmi?tir.

Nehir Tipi Hidroelektrik Santralleri

Hidroelektrik enerji kaynaklar?; temiz ve ye-nilenebilir olmalar?, yerli do?al kaynak kullan?l-malar?, i?letme ve bak?m giderlerinin dü?ük ol-malar?, fiziki ömürlerinin uzun olu?u gibi neden-lerle kömür, do?al gaz ve petrol gibi fosil yak?t-lardan üretilen enerjiye göre daha çok yenilene-bilir ve çevreyle dost enerji kaynaklar?d?r. Bu tip santraller genel itibariyle regülatör, çökeltim ha-vuzu, su iletim kanal? ve yolu, yükleme havuzu, cebri boru, santral binas? ve ?alt sahas?ndan olu?maktad?r (?ekil 1).
Türkiye’de ilk hidroelektrik santrali 1902 y?-l?nda Tarsus çay? üzerinde kurulmu?tur. Bunu, 1929 y?l?nda hizmete giren belediye taraf?ndan yapt?r?lan ve ilk depolamas?z nehir tipi HES olan Visera Santrali olarak da adland?r?lan Trabzon’un I??klar beldesi santrali ile 1940 y?l?nda elektrik üretilmeye ba?lanan Konya-?vriz santrali izle-mi?tir. Do?u Karadeniz Bölgesi için ilk depola-mas?z nehir tipi santrali 1,04 MW Kurulu güce sahip Visera hidroelektrik santralidir (?ekil 2). Santral 1989 y?l?na kadar aktif olarak faaliyet göstermi?, bu tarihte meydana gelen a??r? ya???lar sonucu sel sular? alt?nda kalm?? ve büyük oranda zarar görmü?tür. 1989–2005 y?llar? aras?nda at?l durumda kalan santral, 2005 y?l?nda özelle?tirile-rek faaliyete geçirilmi?tir.
Ülkemizde özel sektörce, ilk defa 1951’de ya-p?lan ve kurulu gücü 9,2 MW olan Derme ve Murgul HES’leri ile hidroelektrik enerji ile ta-n??m??t?r. ?lk büyük HES ise 1956 y?l?nda hiz-mete al?nan 54 MW kurulu güce sahip Seyhan I HES’tir (O?uz, 2008).

Çevresel Etki De?erlendirme (ÇED) Raporu

Çevre etki de?erlendirme raporlar?, çevre ile yap?n?n kar??l?kl? etkilerini aç?klayan raporlard?r. Bu nedenle yap?n?n ileriye yönelik olarak çal??-mas?, ömrü ve stabilitesi ile ilgili önemli bilgileri ortaya koyarlar. Hidroelektrik enerji üretiminin do?al, tarihi ve kültürel varl?klar ile sosyo-eko-nomik çevre üzerinde boyutlar? projeden projeye de?i?en etkileri mevcuttur.
Ülkemizde halen yürürlükte olan ÇED mev-zuat?na göre haz?rlanan ÇED raporlar?nda proje-nin do?al ve sosyo-ekonomik çevre üzerindeki etkilerini yeterli ölçüde ortaya ç?karabilecek bir format kullan?lmaktad?r. Haz?rlanan raporda;
• Proje Yeri, Proje Alan?n?n Özellikleri,
• Etkilerin Özetinin yer ald??? bir "Giri?“
• Do?al Çevrenin Özellikleri
• Sosyo-Ekonomik Çevrenin Özellikleri
• ?n?aat A?amas? Etkiler
• ??letme A?amas? Etkiler
• Sonuç, Öneriler, Etkilerin ve Al?nacak Tedbirlerin Özeti bölümleri yer almal?d?r.
Mevcut ana ba?l?klar alt?nda ise a?a??da belir-tilen alt a?l?klar?n detayl? bir ?ekilde incelenmesi yap?lmal?d?r. Nüfus, nüfusun özellikleri, gelir kaynaklar?, sosyal altyap? tesisleri, sa?l?k, kültür ve e?itim tesisleri, tar?m alanlar?, hayvanc?l?k alanlar?, yerle?im e?ilimleri güncel olarak veril-melidir. Yörenin ve in?aat alan? ve malzeme sa-halar? ile örtü?en alan?n floras?, fauna yap?s?, or-man örtüsü, yeralt? zenginlikleri, koruma alanlar? (sit alanlar?, Milli parklar, av alanlar? v.b. özel statüye haiz alanlar), benzersiz do?al olu?umlar, toprak yap?s?, iklim yap?s?, memba-mansap su kullan?m özellikleri, su ürünleri, sucul canl?lar, mansap k?y? erozyonu olas?l??? arazi çal??malar? yap?larak belirlenmelidir. Tesis yerleri seçimi, tesisler ile örtü?en alanda ve malzeme sahala-r?nda yap?lan hafriyat, mansaba bulan?k su veril-mesi, derivasyon, gürültü, vibrasyon, servis yol-lar?, tesis in?aatlar? etkileri irdelenmelidir. Ayr?ca raporda tespit edilen olumsuz etkiler için önlem al?n?p al?nmad??? ilgili fizibilite bölümleri ile bir-likte de?erlendirilmelidir.
Trabzon ve Rize illerinde 2005–2009 döne-minde yat?r?m? ba?lat?lan ve/veya üretime geçen HES projelerinden 19 tanesinin ÇED raporlar? ve proje ba?vuru dosyalar? incelenmi?tir. Mevcut projelerin enerji miktarlar? 1.04–81 MW aras?nda de?i?im göstermektedir. Buna göre 1 proje için ÇED olumlu raporu alm??, 18 adet HES projesi için kurulu güç kapasiteleri yönetmeli?e uygun oldu?u için ÇED gerekli de?il belgesi verilmi?-tir. Bu projelerden baz?lar? i?letmeye geçme a?a-mas?na gelmi? ve lisans antla?malar? imzalanm??, baz?lar?nda ise %90 gerçekle?me düzeyine ula-??lm??t?r. Bölgede ÇED süreci i?letilen projelerde halk?n kat?l?m? toplant?lar? yap?lm?? olmas?na ra?men özellikle sivil toplum kurulu?lar?n?n gös-terdi?i tepkiler nedeniyle hukuki süreçler ya?an-maktad?r. Bu nedenle in?aat a?amas?na gelen baz? projelerde yürütmeyi durdurma kararlar? al?nm??; yap?lan temyiz ve itirazlarla birlikte bölgede yat?-r?mlar durma noktas?na gelmi?tir. CED gerekli de?ilkarar?na göre yat?r?m? ba?lat?lan baz? i?let-meler 2009 y?l?nda yürütmeyi durdurma kararlar? nedeniyle yeniden CED süreci ba?latmak zorunda kalm??t?r.
Do?u Karadeniz Bölgesinde HES projeleri için haz?rlanan ÇED raporlar?n?n 16 adedinin sucul ekosisteme etki yönünden de?erlendirme-sine göre:
1. ÇED raporlar?nda yap?lan bal?k türü tespiti ço?unlukla literatür taramas? düzeyinde (%62,5) yap?lm??, herhangi bir saha çal??-mas? yürütülmemi?tir. Yerinde saha çal??ma-s?na ba?l? olarak tür tespiti sadece dört ra-porda (%25) yap?lm??t?r.
2. Hatta baz? ÇED raporlar?nda bal?k türlerine ait hiçbir bilgi yer almam??t?r. Al?nt? yap?lan literatür çal??malar? bölge illerinde ba?ka sa-halarda ve lokal olarak yap?lan ve belirli akarsular? kapsayan veya baz? bal?k türleri-nin biyolojisine ait bilimsel çal??malar? kap-samaktad?r.
3. ÇED haz?rlayan ?irketler kendi çal??malar? yerine kulland?klar? literatür bilgilerin kay-na??na çok fazla titizlik göstermedikleri an-la??lmaktad?r. Bölge genelinde bal?klar ve di?er sucul canl?lara ait biyolojik çe?itlilik ve gen çe?itlili?ini içeren veri eksikli?i bu-lunmaktad?r.
4. ?ncelenen ÇED raporlar?nda yetersiz bilgilendirme yan?nda hiçbir fauna ve sucul ekosistem bilgisi verilmeyen, plan?nda bal?k geçidi yer almam?? ve can suyu miktar? he-saplanmayan proje oran? %37.5 olarak be-lirlenmi?tir.
Bu tip projelerin uygulamaya geçirilmesi i?-letme döneminde ve sonraki a?amada büyük çev-resel risk ta??maktad?r. Türkiye’de yap?lmas? planlanan hidroelektrik santrallerin ta??d?klar? çok yüksek potansiyel elektrik enerjisi üretim gücü ve etkileri bak?m?ndan yay?n organlar?n?n ve kamuoyunun yak?ndan ilgilendi?i bir konu haline gelmi?tir. Olu?an çevre bilinci ve sivil toplum kurulu?lar?n?n konuya takipçi yakla??m? kamu kurulu?lar?n?n da denetleme izleme konu-sunda titiz davranmas?n? gerektirmektedir. Özel-likle Do?u Karadeniz Bölgesinde yanl?? uygula-malar büyük tepki görmektedir. Barajlar ve di?er HES yap?lar?n?n sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerini irdeleyen bu yay?nlarda tepki almamak için, baraj yap?m? ile ilgili çal??malarda çok kapsaml? ve ciddi ara?t?rmalara dayal? fizibilite, Çevresel Etki De?erlendirme (ÇED) ve Kümülatif Etki De?erlendirme (KED) çal??malar? yap?larak ve uygulamada bunlar gözetilerek, baraj-çevre ili?kilerinin planlama ve i?letilme a?amalar?nda göz ard? edilmedi?inin gösterilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte çoklu yap? sistemleri için her yap? için ayr? ayr? yap?lacak çevre etki de?erlen-dirme (ÇED) raporlar? yerine havza baz?nda bü-tün tesislerin ve havzan?n etkile?imlerini aç?kla-yan kümülatif etki de?erlendirme (KED) raporla-r?n?n haz?rlanmas? daha emniyetli, kapsaml? ve stabil sonuçlar?n ortaya konmas?n? sa?layacakt?r. Bu durum Çoruh ve GAP gibi çoklu baraj proje-leri içinde büyük önem ta??maktad?r (DOKAP 2002; ?TÜ, 2008).
Sucul ekosistem aç?s?ndan çevresel etkinin azalt?lmas?nda öngörülen ve ülkemizde hâliha-z?rda uygulanmayan belli ba?l? konu ba?l?klar? ?u ?ekildedir:
1. Su kalitesindeki de?i?im
2. Bal?k stoklar? ve sucul ekosistem üzerine et-kiler,
3. Havza baz?nda ta??ma kapasiteleri ve çevre-sel etkinin ç?kar?lmas?,
4. Bal?k geçitlerinin i?lerli?i ve yukar? göç (up stream) için dizayn?,
5. Akarsu a?a?? bal?k göçlerinde (down stream) bariyerler ve kollektörler kullan?lmas?,
6. Çevresel/ekosistem su ihtiyac?
7. HES’lerin in?aat? ve i?letilmesi esnas?nda su ürünleri ve faunaya olan etkinin izlenmesi için iyile?tirme projeleri yürütülmesi
8. Önemli ticari türlerde bal?kland?rma prog-ramlar? uygulanmas?
9. Tar?m, turizm, bal?kç?l?k vb gibi ayn? böl-geyi kullanan sektörler ile çat??man?n ön-lenmesi.

Su Kalitesindeki De?i?im

Regülatör yap?m? ile meydana gelecek çevre-sel etkilerden ilki akarsu sisteminin durgun su ortam?na dönü?mesidir. Hidroelektrik projeleri-nin su kalitesi üzerine etkileri, proje özelliklerine ba?l? olarak de?i?ir. Bir baraj veya regülatör gö-lünde suyun tutulmay?p, yaln?zca kuvvet tüneli ile santrale dü?ürülmesi ile enerjiye çevrildi?i hidroelektrik projelerinde, projenin üzerinde yer ald??? nehrin su kalitesinde önemli bir etki söz konusu de?ildir. Söz konusu proje göl alan?nda su tutulmay?p yaln?zca kuvvet tüneli ile santrale dü?ürülmesi ile enerjiye çevrildi?i hidroelektrik projesidir. Fakat nehir tipi HES projelerinde su kalitesine herhangi bir etki olmad??? ?eklinde genel ifade kullan?lmaktad?r. Usulüne uygun projelerde rezervuar?n i?letili? ?ekline göre k?sa süreler için rezervuarda su kalmas? ve yönlen-dirme ile direkt türbin sistemine verilmesi olum-suz bir etkile?im göstermez. Burada dikkat edil-meyen konular çok yüksek bas?nç alt?nda cebri boruya verilen su kalitesi gaz çözünürlü?ü art?-??na neden olmakta, kuyruk suyu sonras?nda din-lendirme yap?lmad??? için sucul fauna direkt et-kilenmektedir. Ayr?ca in?aatlar s?ras?nda yerinde yap?lan kontrollerde kullan?lan beton katk? mad-deleri ve çimentonun akarsuya kar??mas?, ç?kan hafriyat?n dere yataklar?na geli?i güzel b?rak?l-mas? ve sürekli bulan?kl??a neden olacak ?ekilde çal??malar yap?lmas? su kalitesine de olumsuz etkiler olarak say?labilir.
Regülâtörlerde su tutulmas? sonucu, akarsu ortam?ndan durgun su ortam?na geçilmesi, ancak olu?acak göl hacminin çok küçük olmas? suyun kalitesini de?i?tirecek önemli bir de?i?iklik ol-mayacakt?r. Fakat sudaki çözünmü? gaz miktar?-n?n izlenmesi ve çok uzun tünel cebri boru kulla-n?lan projelerde kuyruk suyunda dinlendirme ya-p?lmas? önerilebilir. Ayr?ca toprak ve hafriyat dökümü ÇED ve fizibilite raporlar?nda belirlene-cek bölgelere yap?lmal? ve akarsu yata??na etki-nin engellenmesinde gerekli tedbir al?nmal?d?r.

Bal?k stoklar? ve sucul ekosistem üzerine etkiler

Akarsu sistemlerinde bulunan bal?klar göç etmese bile, ya?am döngüsünün çe?itli a?amala-r?nda hidroelektrik barajlar ile temas edebilir. Hidroelektrik santraller in?a edildi?i bölgeye ba?l? olarak birçok farkl? türde, davran?? ve ya-?amsal farkl?la?maya neden olmaktad?r. HES ve Baraj sistemlerinin in?aat a?amas?nda akarsu ya-ta??n?n de?i?tirilmesi, sürekli bulan?kl?k yarat?l-mas?, kullan?lan çimento ve katk? maddelerinin suya kar??mas?, sucul canl?lar?n hareketini engel-leyen yap?lar, tünel sistemleri ve drenajlar ile akarsu yata??nda suyun neredeyse tamam?n?n enerji kullan?m? için kullan?lmas? ve can suyu olarak b?rak?lan miktarda olu?an kesintiler etkile-?im olarak say?labilir.
Ak?nt?l? suya adaptasyon gösteren bentik can-l?lar, durgun su olan regülatör gölünün kaplad??? alanlarda büyük oranda ortadan kalkacaklard?r. Ayr?ca sürüklenme davran??? gösteren türlerin da??l?m?nda de?i?iklik ortaya ç?kabilecektir. Re-gülatör yap?m?, toplama alan?ndaki bentik tür kompozisyonunu nitelik ve nicelik aç?s?ndan de-?i?tirecektir. Regülatör alan?ndan sonra su tünel sistemine al?nd??? ve bypass uyguland??? için ak?nt?n?n azalmas? ve hatta yok olmas? ile birlikte dip yap?s? da de?i?ecektir. Çak?ll? ve büyük ka-yal?kl? zemin yap?s? yerine, Gölet olu?an bölge-lerde geni? olarak çamur ve balç?kl? alanlar olu-?acakt?r. Sadece can suyunun ak?t?laca?? alan-larda ise dere yata?? çekilerek su ak??? küçük bi-rikintiler olu?turacak ve bal???n beslenme ve gizlenmesi için uygun ortam kalmayacakt?r. Bu alanlar önceden mevcut olmayan baz? türler için uygun özellik ta??yabilecektir. Ak?nt?l? ortama adapte olmu? mevcut türler ise, regülatör öncesi ve sonras?ndaki ak?nt?l? ortamlarda ya?amlar?n? devam ettirebileceklerdir.
HES projesi uygulanan akarsularda sucul canl?lar?n, regülatörün alt k?s?mlar?nda ya?amla-r?n? sürdürebilmesi için gerekli olan ve biyolojik olarak ihtiyaç duyabilece?i minimum su b?rak?l-mas? bütün sorunu çözmemektedir. Bu miktar, çe?itli yöntemlerle hesaplanmakla birlikte regü-latörün alt k?s?mlar?ndaki toplam bal?k stoku ile yak?ndan ili?kilidir. Suyun az verilmesi duru-munda bal?klar derin ve havuz olu?turmu? alan-larda toplanacakt?r. Toplam bal?k stokunun fazla olmas? bu küçük havuz sistemlerinin ta??yamaya-ca?? miktarda olursa toplu bal?k ölümleri mey-dana gelebilecektir. Dere yata??n?n özelli?i nede-niyle akarsu ba?lant?s? kesilmesi sonucu s?cakl?k art???, çözünmü? oksijen miktar?ndaki azalma, besin maddesi birikimi ve devam?nda ötrofikasyona giden olumsuz ko?ullar olu?acakt?r. Bu aç?dan bak?ld???nda Do?u Karadeniz Bölgesi akarsular? gibi da? derelerinde indikatör bir tür olarak nitelendirilebilecek Salmo trutta labrax’ (deniz alas?) ?n mevcudiyetini sürdürebilmesi, verilecek su miktar? ile yak?ndan ili?kilidir. Çünkü bu tür, h?zl? ak?nt?l?, so?uk ve oksijen ba-k?m?ndan zengin sularda ya?ayabilmektedir. Bu faktörler göz önüne al?narak hesaplanan su mik-tar? b?rak?lmas? derede canl?l???n devam?n? sa?-lamaya yetecektir. Tabiki ayn? dönemde bal?k geçitlerinin aktif kullan?m?na yönelik ak?? kont-rolü ve özellikle regülatör ve türbin aras?nda su ak??? az olan kesimde olu?an göllenmelerde avlak sahas? amac?yla kullan?lmamal? ve gerekli ted-birler al?nmal?d?r.
Sazangil ve kefal türleri akarsu üzerine yap?-lan engellerde nispeten lokal alanlarda hayatiye-tini sürdürmesine ra?men, ba?ta salmonidler ol-mak üzere y?lan bal??? ve mersin bal??? gibi di?er anadrom türlerde etki ölümcül olmaktad?r. Bu nedenle üreme ve beslenme göçü yapmak için tatl? su ve deniz ortam?nda geçi? yapmak zorunda kalan bu türlerde h?zla stoklar azalmaktad?r. Ti-cari de?eri yüksek oldu?u için a??r? av bask?s?na maruz kalan ve çevresel kirlilikte ilk olarak etki-lenen bu türlerde, akarsularda göçü engelleyecek yap?lar in?aa edilmesi soylar?n?n tükenmesi an-lam?na gelmektedir. Tüm dünyada çok özel alanlarda endemik kalan bireyler ve alt türler özel koruma programlar? ba?lat?larak koruma alt?na al?nm??t?r.

Havza baz?nda ta??ma kapasiteleri ve çev-resel etkinin ç?kar?lmas?

Enerji üretiminde yeni çevre dostu kavramlar geli?tirilmek suretiyle çevresel etkinin azalt?lma-s?na çal???lmaktad?r. Son dönemde geli?meler modifiye edilerek hidroelektrik sanayi için uy-gulanmaktad?r. Öncelikle belirli bölgelerde demonsratif uygulamalarla geli?tirilen teknoloji-leri nehir ekosistemleri için olumsuz etkileri ol-madan mümkün olan en yüksek miktarda elektrik üretebilir. Yaln?zca karl?l??? hedef alan klasik enerji üretimi uygulamalar? yerine küçük baz? yat?r?mlar veya proje de?i?iklikleri sayesinde et-kili sonuçlar al?nabilmektedir. Bal?klar?n korun-mas? ve ekosistem bütünlü?ü olan projeler enerji üretimi ile optimize ?ekilde yürütülmesi gerekli-dir.
Do?u Karadeniz Bölgesinde baz? projeler çok say?da regülatör ve tünel kanal cebri boru sis-temleri ile birden fazla HES ünitesine ba?lan-maktad?r. Fakat çevresel etki tek rapor üzerinden verilmeye çal???lmaktad?r. Örne?in Ça?layan ve Kapistre dereleri Baltac? ve ?yidere ile Uzungöl üzerinden Solakl? deresi yan kollar? ile Sürmene deresi derivasyon tünelleri ile ba?lant?lar kurula-rak enerji üretimi için projelendirilmi?tir. Bu tip projeler ayn? akarsu üzerinden uzun y?l ortala-malar?na göre projelendirilen ve hesaplamalar? yap?lan birçok proje ile çeli?mesi söz konusudur. Birbiri ard?na projelendirilen HES’ler di?er sant-ralden ç?kan kuyruk suyunu dere yata??nda re-gülatör ile yeniden tünel ve cebri boruya alarak kullana bilmektedir. Trabzon ve Rize illerinde önemli akarsularda bu ?ekilde 10-17 HES’in arka arkaya uyguland??? projeler bulunmaktad?r. Sucul ekosistem aç?s?ndan iki farkl? akarsuda derivas-yon ile su aktar?lmas? ve çok say?da projenin ta-??ma kapasiteleri hesaplanmadan ayn? akarsuda uygulanmas? ?eklinde akarsuya yap?lan müdaha-leler geri dönülmez etkilere neden olabilecektir.
Bölge genelinde her akarsu için havza baz?nda etki de?erlendirmesi yap?larak, milli park, sit alan?, koruma bölgelerinin yer alaca?? ve ende-mik türlerin korunaca?? bir planlama yap?lmal?-d?r. Çok say?da HES içeren ve tek tek de?erlendi-rildi?inde ÇED olumlu raporlar? verilebilecek projelerin toplu etkisinin ne olaca?? bilimsel esaslara göre objektif olarak rapor edilmelidir. Bu konuda Çevre ve Orman Bakanl???na ba?l? bi-rimler yan?nda bölgedeki üniversiteler, ara?t?rma kurumlar? ve Sivil Toplum Kurulu?lar?n?n yer alaca?? daha entegre bir de?erlendirmeye ihtiyaç vard?r. Bu entegre de?erlendirme kapsaml? bir “HAVZA PLANLAMA” ya dönü?türülmelidir.

Bal?k Geçitlerinin ??lerli?i ve Yukar? Göç ?çin Dizayn?

Fiziksel bir engel olarak regülatör yap?lar? nehrin üst k?s?mlar? ve alt k?s?mlar? aras?nda ha-reket eden türlerin geçi?ini engellemektedir. Ba-l?k geçitleri, regülatörlerde, projelendirme yap?-l?rken mutlaka dü?ünülmesi gereken olu?umlar-d?r. Nehirde ya?ayan türler bir kaç göç yoluna sahiptirler. Bunlar, alabal?klar gibi anadrom ve y?lanbal??? gibi katadrom özellikte göç eden ba-l?klar?n yapm?? olduklar? göçlerdir.
Elektrik santrali projelerinde in?a edilen re-gülatörler bal?k geçi?lerini engelledi?i için de?i-?ik yap?da bal?k geçitleri (bal?k merdivenleri, ba-l?k asansörleri vb) ilave edilmektedir. Özellikle son otuz y?lda bal?k geçitlerinin etkinli?ini art-t?rmak için ara?t?rmalar yo?unla?m??t?r. Bu amaçla hedef bal?k türlerinin etkili ?ekilde geçi?-leri izlenmekte ve daha önce yap?lm?? geçitler de?erlendirilmektedir. Akarsularda göç eden özelikle anadrom ve diadrom türlerden yirmi iki bal?k türü olu?turulan engellerden olumsuz etki-lendi?i belirlenmi?tir. Bu türlerden genelde salmon, alabal?k türleri ve ton bal?klar?na yönelik olarak bal?k geçitleri dizayn edilmektedir. Oysa çok büyük boyutlardaki mersin bal??? gibi türler ve salmonidler kadar hareketli olmayan barbus benzeri türler için ayn? geçitler uygun geçi? im-kânlar? sa?lamazlar. Yavru bal?k ve ergin bireyler için geçi? sistemlerinin etkinli?i yine farkl? uy-gulama gerektirmektedir. Bunun yan?nda yukar? göçlerde olu?turulan bal???n giri?i ve hareketlen-mesini sa?layan sistemler ve hidrolik ko?ullar, a?a??ya yap?lan göçlerde ayn? etkinli?i göstere-memektedir. Bal?k geçitlerinin dizayn edilme-sinde regülatör üzerinde yer alan yönlendirme ekipmanlar?, tünel, havuz sistemleri, çöktürme ve çak?l dü?ürme yap?lar?n?n geometrik yap?lar?, en-gelleme, ak?? ve bo?altma durumlar?, su seviye-leri gibi teknik ve yap? elemanlar önem ta??mak-tad?r (Larinier, 2002b). Daha ayr?nt?s?na girilecek olursa hangi bal?k türlerinin hedeflendi?ine göre kanal ve geçi? boyutlar?, giri? yap?s?, olu?an ha-vuzlar?n yüksekli?i, su seviyesi, olu?an ak?? h?z? gibi çok say?da veri dikkate al?nabilir. Maalesef ülkemizde zaten çok az say?da yap?lan bal?k ge-çitlerinin etkinli?i konusunda uygulamal? bir ara?t?rma bulunmamaktad?r.
European Red List kapsam?nda bulunan Salmo trutta labrax türü Do?u Karadeniz Bölgesi Akarsular?nda do?al da??l?m göstermektedir. Bu tür so?uk ve h?zl? ak?nt?l? sular? tercih etmektedir ve üreme dönemlerinde nehrin yukar? ve a?a??-s?na göç etmektedir. Ergin bireyler yumurtlamak için nehrin üst k?s?mlar?na göç ederken, gençler daha fazla besin bulabilmek ve denize ç?k?? ya-pabilmek için a?a?? k?s?mlara do?ru göç ederler. Bu durum daha sonra tersine devam eder. Birçok tatl?su bal??? yumurtlamak için nehrin üst k?s?m-lar?na göç ederken, tatl?su mollusklar? larvalar?n? bu göç eden bal?klar üzerine yap??arak nehrin üst k?s?mlar?na ç?karabilmektedir. Odonata, Efemeroptera ve Trichoptera gibi ergin sucul bö-cekler, larvalar?n?n sürüklenmelerini önlemek için nehrin üst k?s?mlar?na hareket etmekte ve yumurtalar?n? buralara b?rakmaktad?rlar. Fakat baraj ve regülatör gövdeleri bu tür göçleri farkl? derecelerde engelleyebilmektedir. Göç eden ba-l?klar ya?am döngülerinin ana fazlar? için farkl? çevresel ko?ullara ihtiyaç duyarlar. Alabal?klar gibi birçok anadrom bal?k populasyonu bu tip yap?lardan dolay? göçlerinin engellenmesi sonucu populasyonlar?nda önemli dü?ü?ler görülmekte-dir. Biyolojik aç?dan meydana gelen bu olum-suzluklar bal?k geçitleri ile çözümlenebilmekte-dir. Bal?k geçitleri, yap?m? gerçekle?tirilen regü-latörün konumuna ve özelliklerine göre düzen-lenmektedir.
Bal?klar do?al göç davran??? engellendi?i için kullan?lan bal?k geçidi ve kollektörlerin etkinli?i artt?r?lmaya çal???lmaktad?r. Bu nedenle bal?klar?n istenilen ?ekilde yönlendirilmesini sa?layacak çe?itli teknikler (su ak???, türe uygun bal?k geçit-leri, regülatör yap?lar?) ve d?? uyar?lar (örne?in, ???k, ses, elektrik) üzerinde, uzun y?llar denemeler yürütülmü?tür. Geli?tirilen yöntemler bal???n davran??lar?na ba?l? olarak su ak??lar? ile özellikle a?a?? göç s?ras?nda yönlendirme yap?labildi?i gibi, bal???n ürkütülmesi, korkutulmas? veya ???k ve ses ile cezbedilmesi yoluyla hidroelektrik si-telerinin engelleyici faktörlerden geçi? ba?ar?lar? artt?r?lmaya çal???lmaktad?r. Son dönemde geli?ti-rilen teknolojiler ve izleme sistemleri bal?klar?n su azalmalar? gibi olumsuz faktörlerden etkilen-meden sürekli olarak istenilen yönde hareket et-mesi ve göç davran???n? sürdürmesi için kulla-n?lmaktad?r.
Santos vd. (2006) taraf?ndan Portekiz’de ya-p?lan bir çal??mada regülatör yüksekli?i 6 ve 22 m aras?nda de?i?en bütün HES ve Baraj yap?la-r?nda in?aa edilmi? bal?k geçitlerinin uygunlu?u ara?t?r?lm??t?r. Buna göre bölgedeki türler bal?k geçidindeki hareketlenme ve yükseklikler, su ak?? h?zlar?, bal?k geçitlerinin fiziksel özellikleri (ge-ni?lik, yükseklik, basamak yap?s? vb.) puanlan-m??t?r. Sonuç olarak ço?unlukla bal?k geçitleri yap?s? uygun bulunmam??t?r.
Tabak vd. (2001) taraf?ndan, ülkemizin Do?u Karadeniz k?y?lar?nda da??l?m gösteren Karade-niz alabal??? (Salmo trutta labrax Pallas, 1811)’n?n tatl?su ortam?ndaki göç davran??? üze-rine, yürütülen çal??mada bal???n üreme, smolt ve beslenme göçleri yapt??? belirlenmi?tir. Çal??-mada Karadeniz alabal???n?n en yo?un giri? yap-t??? önemli akarsular?n (F?rt?na, Ça?layan, ?yi-dere, Kapistre; Solakl? Dereleri) fiziksel ve kim-yasal yap?s? belirlenmi?, alabal?k stoklar? ve ya-?am döngüsü üzerine çevresel etkiler incelenmi?-tir. ?lkbahar (Mart-may?s) ve k?? (Ocak) döne-minde k?y?ya yak?n bölgelerde bulunan Karade-niz alabal??? yaz aylar?nda, su s?cakl???n?n etkisi ile akarsular?n kayna?a yak?n yüksek kesimlerine ve yan kollar?na beslenme göçü yapmaktad?r. Sonbaharda ise özellikle büyük bireylerin üreme amaçl? göç hareketleri olmaktad?r. ?lkbahar dö-neminde k?y? bölgelerde yo?unla?an beslenme faaliyetleri s?ras?nda bir k?s?m bal???n henüz tar-t??ma konusu olan çe?itli faktörlerin etkisi ile smoltla?ma ve denize göç etme gerçekle?mekte-dir

A?a?? Göç Geçi? Teknikleri De?erlendi-rilmesi

Bal?k geçitlerinin özellikle anadrom ve katadrom bal?klar?n göçünde olu?an engellerin geçilmesinde kullan?m? yayg?nd?r. Akarsular?n kaynak bölgeleri yönünde ak?nt?ya kar?? yap?lan yukar? göçlerde uygun dizayn edilmi? bal?k ge-çitleri etkin olarak kullan?labilmektedir. Fakat ak?nt? yönünde yap?lan a?a?? göçlerde daha ince-likli tekniklerin uygulanmas?na gereksinim du-yulmaktad?r. A?a?? göçlerde özellikle yavru ala-bal?k ve somonlar?n smoltifikasyon için hareket-lendi?i dönemlerde yüksek debili ak?? dönemine gelen ilkbahar aylar?nda bal?k geçitleri tamamen i?levsiz kalmaktad?r. Regülâtörlerde su can suyu olarak bal?k geçitlerinde b?rak?lan suyun d???nda tamamen dinlendirme havuzlar?na ve tünellere yönlendirildi?i için bal?klar as?l ak?nt? yönünde hareket etmektedir. Kanal ve tünellerde bir ?e-kilde ak?nt?dan kurtulmas? mümkün olan salmonidler özellikle cebri borularda olu?an yük-sek emi? ve bas?nç etkisinden kurtulamamakta ve türbinlerdeki mekanik etki ve bas?nçtan çok bü-yük oranda zarar görmektedir. Fakat sonradan geli?tirilen baz? teknikler sayesinde bu zararlanmalar?n önüne geçmek en az?ndan etkile-rini azaltmak mümkün olabilmektedir. Amerika ve Kanada’da pasifik salmonlar? üreme göçü son-ras?nda ömrünü tamamlad??? için özellikle yavru bal?klar?n deniz ve göllere olan göçünde bu tek-nikler geli?tirilmi?tir.
Bal?klar?n a?a?? göçü (down-stream) s?ras?nda tuzaklar, kolektörler, yüzey toplay?c?lar? ve fizik-sel bariyer sistemlerinin daha pratik uygulamalar? için ara?t?rmalar yürütülmektedir. Çünkü yüksek debili ta?k?n dönemlerinde elek ve a?lar ile olu?-turulan bariyerler kolayca parçalanmakta veya geçi? sa?layan sistemler dal ve yaprak benzeri materyal ile t?kand??? için bak?mlar? zor olmakta-d?r. Bu alternatifler de fiziksel bariyer yakla??m-lar? ve davran?? yönlendirme teknikleri içerir. Örne?in son dönemde türbin sistemine girmeden önce su dü?ü?ünde hareketlendirilen özellikle yavru bal?klar?n a?a?? geçi? için bal?k pompalar? geli?tirilmi?tir. Ayn? tekni?in yukar? göç s?ra-s?nda ak?nt?ya kar?? geçi?te kullan?m? içinde tek-nolojiler geli?tirilmeye çal???lmaktad?r.

Rehabilitasyon Projeleri Yürütülmesi

Bütün teknolojik uygulamalar yan?nda sucul canl?l???n devam?nda iyi bir yönetim modeli uy-gulanmas? gerekmektedir. Bu konu maalesef ?imdiye kadar ülkemizde hidroelektrik santral projelerinde ve taraf?m?zca incelenen hiçbir ÇED raporunda ele al?nmam??t?r. Su ak???n?n debi azalmas?na ba?l? olmaks?z?n dere yata??nda can-l?l??? devam ettirecek ?ekilde (çevre/can suyu) sürekli ak???, göç ve üreme dönemlerinde izleme yürütülerek ak???n ayarlanmas? gibi uygulamalar geli?tirilebilmektedir. Akarsuyun bypass edildi?i regülatör ve santral binas? aras?nda kalan bölgede dere yata??nda sadece can suyu ak??? sa?land??? için bal?klar?n avc?l?k bask?s? ve di?er canl?lar?n olu?turdu?u predetasyona maruz kalmalar? yine bu yönetim modelinde kabul edilmektedir. Nite-kim Rize ve Artvin’de uygulamaya al?nan baz? santral projelerinde ÇED raporlar?nda yasa d??? avc?l???n önlenece?i koruma alt?nda olan türlerin proje bölgesinde korunaca?? dile getirilmi?tir. Burada yerinde al?nacak küçük önlemlerin ol-dukça etkili sonuçlar verece?i bildirilmektedir. Örne?in ta?k?n ve sel etkileri barajlarda oldu?u kadar olmasa da k?smen engellenebilirken bu dönemlerin sonunda dere yataklar?nda olu?an küçük göletler su canl?lar?n?n ve bal?klar?n mah-sur kald??? alanlar olmakta, belirli bir dönemde su ak?? ba?lant?s? kesilen göletler tamamen ku-rumakta veya oksijen ba?lant?s? kesildi?i için toplu ölümlere neden olabilmektedir.
Bölgede yürütülen HES projelerinde sucul faunaya olan etkiler proje bütçesinde oldukça mütevazi rakamlar öngörülerek bölgedeki üniver-site ve ara?t?rma kurumlar?nca sürekli izleme ?eklinde yürütülebilir. Bilimsel esaslara dayanan ve ba??ms?z kurumlarca yap?lacak bu izleme projeleri ciddi yakla??mlarla kamuoyuna sürekli rapor olarak sunulabilir. Bu durum sivil toplum kurulu?lar?, çevresel endi?e duyan yerel halk ve engelleme giri?imlerini olumlu yönde etkileye-cektir. Özellikle Kanada ve ABD eyaletlerinde sürekli izleme yap?lan baraj ve regülatör yap?lar?-n?n ekosisteme etkileri düzenli raporlar olarak internet ortam?nda payla??lmaktad?r.
Bir di?er yeni yakla??mda “referans nehir” kavram?d?r. Akarsu ekosistemi üzerine yönetim modeli geli?tirilmesi bu kavram?n k?sa tan?m?d?r. Nehir üzerinde bütün sektörel kullan?mlar kritik fiziksel ve kimyasal süreçler, biyotik de?i?imler geri dönü?lü olarak izlenerek strateji geli?tiril-mesi amaçlanm??t?r. Bunun için çok fazla araçla ve s?k aral?klarla yeterli mühendislik bilgi sa?la-narak izleme yap?lmaktad?r. Hedeflenen sistem (örne?in ba?l???m?zda oldu?u gibi enerji üretimi) potansiyel yap?ya göre esneklik gösteren çe?itli alternatif senaryolar üzerinden referans al?narak di?er bölgelerdeki uygulamalar öncesinde veri elde edilmektedir (Richter vd., 1997). Bunu bir örnekle aç?klarsak ?yidere üzerinde otuz y?l önce-sinde yap?lan santralin ekosistem üzerine etkisi “referans nehir” kavram? ile yeterli ?ekilde mü-hendislik bilgilerle analiz edilmi? olsayd?, böl-gede yap?lacak dörtyüzün üzerindeki HES projesi için do?ru uygulamalar yap?labilecek bilgi, bulgu ve tecrübeye ula??labilirdi. Bu bilgiler bir yöne-tim modeline göre karar alma sürecinde yard?mc? olurdu. Ülkemizde Sürdürülebilir Çevre ve Su Yönetimi Plan? (Havza Yönetimi) yakla??m? için temel veriler eksiktir.

Çevresel/Ekosistem Su ?htiyac?

Nehir tipi santrallerde regülatörlerle yönlendi-rilen su dere yata??ndan akmayaca?? için bir miktar su canl?l???n sürdürülmesi için b?rak?l-maktad?r. Herhangi bir nehir ekosisteminin ihti-yaç duydu?u su miktar? literatürde “çevre-sel/ekosistem su ihtiyac?” olarak tan?mlanmakta ve bu ihtiyaç çe?itli metotlarla hesaplanabilmek-tedir. Can suyu olarak da tabir edilen Çevre-sel/ekosistem su ihtiyac?n?n belirlenmesi ile ilgili çal??malar 1970’li y?llarda ba?lam??t?r. Basit metotlardan bilimsel temelleri iyi geli?tirilmi? ve yayg?n kullan?m alan? bulmu? daha karma??k metotlara do?ru bir geli?me ya?anm??t?r.
B?rak?lacak su miktar?n?n ne kadar olaca??n?n net olarak belirlenmesi de su kaynaklar?n?n ko-runmas? için yeterli de?ildir. Ak?? ?artlar? önem ta??maktad?r. Su ak???n?n her zaman düzenli ol-mas? gereklidir. Ya?am sudaki oksijene ba?l? ol-du?u için çok k?sa süreli kesilmeler dahi geri dö-nü?süz y?k?mlara neden olabilmektedir. Ak???n süreklili?i aç?s?ndan by pass kanallar? ile sürekli-lik sa?lanmas? yan?nda özellikle üreme ve göç dönemlerinde mevsimsel özelliklere göre belirli seviyede ak?? korunmal?d?r.
Genellikle ekonomik aç?dan de?eri olan (ba-l?kç?l?k faaliyeti) akarsularda çevresel/ekosistem su ihtiyac?n?n belirlenmesi ile ilgili çal??malar yap?lm?? ve bu nedenle bal?klar?n ya?amlar? için gerekli olan su miktar? tüm nehir ekosisteminin ihtiyac? olarak tan?mlanm??t?r. Ancak son y?llarda di?er canl? gruplar?n? (omurgas?zlar, su ku?lar? vb.), ekosistemin yap?s?n? (su kanal?n?n formu, bitki örtüsü ve ta?k?n alanlar?), nütrient dinami-?ini ve birincil üretimi de dikkate alan yeni me-totlar geli?tirilmi?tir (Davis ve Hijri, 2003).
Debi-süreklilik e?risi en dü?ük ak?mdan ta?-k?nlara kadar nehrin ak?? durumunu gösteren en uygun metodudur. Günlük ortalama ak?? verile-rini kullanarak elde edilen debi süreklilik e?rileri gerçekte istenilen bir periyotta belirlenen bir debi de?erinin zaman?n kaçta kaç?nda mevcut oldu-?unu gösteren kümülatif referans da??l?m?d?r. (Özdemir ve ark., 2007)
Bölgedeki akarsularda günlük ve ayl?k orta-lama ak?mlar? incelendi?inde dere yataklar? ile ilgili olarak, kuru ve ?slak dönem zamanlar?n?n farkl? oldu?u görülmektedir. Bunun ba?l?ca ne-deni daha üst kotlara ya?an kar?n yaz aylar?nda erimeye ba?lamas?d?r. K?? aylar?nda yüksek böl-gelerde bulunan karlar erimedi?inden dere debi-leri k???n az, yaz?n fazla olmaktad?r.
Regülatörlerin ak?? a?a??s?nda ya?am?n? sür-düren canl? ekosisteminin faaliyetten etkilenme-mesi için, akarsu yataklar?na b?rak?lacak su mik-tar? de?i?ik metotlar ile hesaplanmakta ve rapor-larda belirtilmesi gerekmektedir.
Regülatörlerden dere yata??na b?rak?lan a?a?? ak?mlar bal?klar?n ve di?er sucul canl?lar?n ihti-yac? için ?spanyada 1994 y?l?nda faaliyete geçen nehir tipi depolamas?z hiroelektrik santralin ala-bal?k stoklar? üzerine etkisi ara?t?r?lm??t?r. Bal?k geçidi ve can suyu kriterlerinin bilimsel olarak düzenlenmesine ra?men santralin a?a?? kesimle-rinde stok yo?unlu?u ve biyokütle yakla??k %50 oran?nda önemli bir dü?ü? göstermi?. Bentin yu-kar? bölümlerine göre populasyon parametreleri aras?ndaki fark önemli bulunmu?tur. Ak?? kriter-leri de?i?tirilen santralin özellikle a?a?? kesimle-rinde 0+ ve 1+ ya? alabal?k say?s?nda önemli azalma tespit edilmi?tir. Eri?kin bal?klar?n ak?? de?i?iklikleri nedeniyle üreme bölgelerine göç edemedikleri gözlenmi?tir. Ayn? gözlemler Clywedog ?rma??nda Cowx ve Gould (1989) ta-raf?ndan bildirilmi? ve kahverengi alabal?klarda üreme göçünün engellenmesi temel sebebi olarak kapsaml? düzenlemelere ra?men genellikle nehir yata??, habitatlar ve su ak???n? de?i?ikli?i ve de-bide s?k s?k düzenleme yap?lmas? olarak bildiril-mi?tir.
HES ve Barajlarda akarsu yata??na verilen su yönetimi büyük önem ta??maktad?r. Çevre/can suyunda olan ?iddetli dalgalanmalar (azalma-ar-t??) özellikle 0+ ya? salmonid bal?k stoklar? üze-rinde büyük etki gösterdi?i tespit edilmi?tir. Ta?-k?n tarz?nda su h?zlar?n?n artmas? ve bulan?kl??a di?er büyük bal?klar belli oranda dayanmas?na kar??n yavrularda büyük oranda ölümler görüle-bilir (Nicola, 1999).
Islak çevre metodu ile hesaplanan minimum çevresel/ekosistem su ihtiyac?n?n, hedef türlerin su ihtiyac?n? kar??lay?p kar??layamayaca?? bu a?amada kontrol edilmelidir. Yap?lan ara?t?rmalar sucul canl?lar?n su h?z? ve su derinli?i konusunda seçici davrand?klar?n? göstermektedir (Lamouroux, 1999). Bu nedenle kontrol paramet-resi olarak su h?z ve su derinli?i seçilmi?tir. Bu kontrolün yap?labilmesi için ilk olarak hedef tür-ler belirlenmelidir. Hedef türlerin belirlenebil-mesi için ise ilk önce su transferinin yap?laca?? nehir/dere/çay ekosisteminde bulunan canl? tür- leri tespit edilmelidir. Bu amaçla literatürden ya-rarlan?labilir. E?er herhangi bir bilgi yok ise tür-lerin tespiti için gerekli arazi/izleme çal??malar? yap?lmal?d?r. Daha sonra minimum su ihtiyac?n?n do?rulanmas?nda kullan?lacak hedef türler a?a-??da verilen üç kritere göre seçilmelidir:
Bu i?letmelerde ÇED raporu gerekli olsun veya olmas?n yapm?? olduklar? çal??malarda ra-porda vaat ettikleri kriterlere uymad?klar? yani çevreyle uyumlu bir ?ekilde çal??mad?klar? tespit edilmi?tir. Trabzon da in?aat halinde olan veya üretime ba?layan santrallerin yerinde yap?lan tes-pitlerinde; özellikle su iletim tünellerinin, su ile-tim kanal? ve cebri borular?n geçti?i alanda yap?-lan hafriyatlar?n e?imli arazilerden geli?igüzel b?rak?lmas? nedeniyle orman alanlar?nda büyük tahribatlar olu?turuldu?u, dere yataklar?n?n dol-durularak su ak?? rejimi ve kalitesinin olumsuz etkilendi?i (?ekil 4), dere yata??na b?rak?lacak do?al ya?am için gerekli biyolojik ihtiyaç suyu-nun yetersiz kald???, bal?k geçitlerinin çal??t?r?l-mad??? veya uygun in?a edilmemi? oldu?u ve çevreyle uyumlu çal???lmad??? tespitleri yap?l-m??t?r (?ekil 5).

Sonuç

Su tarih boyunca medeniyetlerin geli?iminde rol oynam??t?r. ?lk uygarl?klar?n önemli nehirler boyunca kurulmas? bunun göstergesidir. Bilim insanlar? da ?rmak kenarlar?nda olu?an ekolojik kavramlar?n ili?kisini çözmeye çal??mada çe?itli felsefi yakla??m? olan (analitik ve bütünle?tirici) metotlar uygulam??t?r (Holling 1998). Bilim adamlar? bütünsel düzeyde nehirler ve ekoloji (su ekoloji) ili?kisini ve ?rmak kenar?nda süreçleri tan?mlamak için zaman ve mekan fark? olmaks?-z?n ara?t?rma ve gözlemler yürütmeye devam etmektedir. Su ekolojik yap?da hayati önemi ne-deniyle hiçbir zaman mal ve emtia ?eklinde sa-hiplendirilmemi? ve kamuya ait olmu?tur. Su ta-r?msal sulama veya di?er üretim için kulland??? zaman temel ya?am ?artlar? için (içme suyu gibi) ayr?lan miktar d???nda kiralan?r ya da kamu tara-f?ndan öngörülen miktarda ödünç verilir.
Onbinlerce y?lda do?al etkiler ve çevre ?artlar? ile olu?an biyolojik çe?itlilik ve sucul ekosiste-min yap?s? d??ar?dan etkilere ve tehditlere aç?kt?r. Günümüzde insan?n do?aya ba?ta kirlilik olmak üzere etkisi geri dönü?süz y?k?mlara neden ola-bilmektedir. Akarsu sistemleride daha önce bah-sedildi?i ?ekilde birçok sektörün bask?s? alt?nda kalmaktad?r. Çevre duyarl?l???n?n artt??? ?u dö-nemde sonuçlar? do?al ortama zarar veren her-hangi bir faaliyet di?erinden ayr?lmadan çevresel etkisi izlenmeli ve gerekli önlemler zaman?nda al?nmal?d?r. Bu anlay??la ?ehirle?me ve turizm sonucu olu?an yap?la?ma ve kirlilik, sanayi tesis-leri, tar?msal faaliyet ve artan kimyasal kullan?m?, kum çak?l ocaklar?, bilinçsiz avc?l?k ve HES pro-jeleri ile ayn? platformda ele al?nmal?d?r. F?rt?na deresi üzerinde on y?l önce engellenen hidroe-lektrik yat?r?m bu gün onlarcas? ile bölgede kar-??m?za gelmi?tir. Fakat ayn? dönemde artan ?e-hirle?me, kum çak?l ocaklar? yap?m?, dere ?slahla-r?nda bilinçsiz davran??lar artan turizm faaliyetle-rinin etkisi gündeme getirilmemi?tir.
Bölgede yer alan HES’ler için can suyu mik-tarlar?n?n ayn? kriterler baz al?narak hesaplan-mas?; bal?k geçitlerinin a?a?? göçlerde ve yukar? geçi?lerde etkinli?i ve kullan??l? olacak ?ekilde projelendirilmesi; bölge için referans olarak ala-bal?k ve barbus türlerinin göçlerinin al?nmas? ve geçi?lerin, i?letme ve in?aat dönemlerinde etkinin kamu kurumlar? ve akademik kurulu?larca bilim-sel kriterlere uygun olarak izlenmesi, kamuoyuna sürekli bilgi ak??? sa?lanmas?; yat?r?mlar?n belli ölçüye çekilmesi, gerekiyorsa her akarsu için çevresel aç?dan önemli görülen bir bölgenin ko-ruma bölgesi olarak belirlenerek canl? ya?am de-vaml?l???nda korunmas? ile havza baz?nda kümü-latif etkinin raporlar? ç?kart?lmas? sonuçlar?na göre planlamalar yap?lmas? gerekmektedir.
 

Figures at a glance

Figure Figure Figure Figure Figure
Figure 1 Figure 2 Figure 3 Figure 4 Figure 5
 

Kaynaklar

































Select your language of interest to view the total content in your interested language

Viewing options

Post your comment

Share This Article

Recommended Conferences

Flyer image
journal indexing image
 

Post your comment

captcha   Reload  Can't read the image? click here to refresh